
Table of Contents
İstanbul Modern, Türk sanatının özgün isimlerinden Ömer Uluç’un sanatsal mirasını geniş bir perspektifle ele alan yeni bir sergiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. “Ufuk Çizgisinden Öteye” başlıklı bu kapsamlı sergi, sanatçının Türkiye’deki en büyük seçkilerinden biri olma özelliğini taşıyor ve 21 Mart 2025’te kapılarını ziyaretçilere açacak. Ömer Uluç’un 1960’lardan 2010’daki vefatına kadar uzanan yaratıcı yolculuğunu gözler önüne seren bu sergi, sanatseverler için kaçırılmayacak bir deneyim vadediyor.
Ömer Uluç’un Sanatsal Dünyası
Sergi, Uluç’un erken dönem çalışmalarından başlayarak sanat hayatının farklı evrelerini bir araya getiriyor. Kâğıt üzerine desenler, tuval üzerine akrilikler, kolajlar ve heykeller gibi geniş bir yelpazede eserler sunan “Ufuk Çizgisinden Öteye”, sanatçının malzeme kullanımındaki cesaretini de ortaya koyuyor. Kauçuk, keçe, alüminyum, akrilik levha, PVC ve polyester gibi alışılmadık materyallerle ürettiği yapıtlar, Uluç’un geleneksel sanat anlayışını zorlayan yenilikçi yaklaşımını yansıtıyor.
Küratörlüğünü Öykü Özsoy Sağnak ve Nilay Dursun’un, asistan küratörlüğünü ise Naz Uğurlu Benek’in üstlendiği sergi, toplamda 300’den fazla eseri barındırıyor. Bu eserler, insanlık ile evren arasındaki karmaşık ilişkiyi sorgulayan temalar etrafında şekilleniyor. Uluç’un zaman ve mekân kavramlarını aşan bakış açısı, izleyicileri derin bir düşünce ve keşif yolculuğuna davet ediyor.
Modern Zamanların Seyyah Sanatçısı
1931 doğumlu Ömer Uluç, sanat hayatına Robert Kolej’den mezun olduktan sonra adım attı. ABD’de mühendislik ve resim eğitimi alan sanatçı, 1951’de Nuri İyem’in öncülüğünde kurulan “Tavanarası Ressamları” grubunda yer aldı. Yaşamı boyunca Paris, Londra, ABD, Meksika, Nijerya ve İstanbul gibi farklı coğrafyalarda bulunması, onun sanatına zengin bir çeşitlilik kattı. 1965’te Paris ve Londra’da, 1972-1973’te ABD ve Meksika’da, 1973-1977’de Nijerya’da, 1983’ten 2010’a kadar da Paris ve İstanbul arasında mekik dokuyan Uluç, adeta modern zamanların bir seyyahıydı.
Bu gezgin ruh, eserlerine de yansıdı. İnsanlar, hayvanlar ve doğadışı varlıklar üzerinden kurguladığı bir “canlılar albümü”, keskin bir ironi ve mizah anlayışıyla şekillendi. Uluç, modern sanatın yenilikçi ve araştırmacı ruhunu hep diri tutarak sanat dünyasında kendine özgü bir iz bıraktı.
Sergiden Notlar: “O Kedi ve Nişanlısı”
Sergide öne çıkan eserlerden biri de Uluç’un mizahi ve yaratıcı yanını yansıtan “O Kedi ve Nişanlısı” gibi çalışmalar olacak. Bu tür eserler, sanatçının sıradan görünen konuları bile nasıl derin ve eğlenceli bir anlatıya dönüştürdüğünü gösteriyor.
Neden Ziyaret Etmelisiniz?
“Ömer Uluç: Ufuk Çizgisinden Öteye”, sadece bir sanat sergisi değil, aynı zamanda bir düşünce ve duygu yolculuğu. Sanatçının sınırları zorlayan malzeme kullanımı, evrensel temaları ele alış biçimi ve coğrafyalar arası deneyimlerinden damıtılmış bakış açısı, bu sergiyi benzersiz kılıyor. İstanbul Modern’in bu etkileyici seçkisi, Uluç’un sanatını keşfetmek veya yeniden hatırlamak isteyen herkes için bir buluşma noktası olacak.
Ömer Uluç, Türk sanatının en özgün ve yenilikçi isimlerinden biri olarak, 60 yılı aşkın kariyeri boyunca çok çeşitli eserler üretmiştir. Tuval üzerine yağlı boya ve akrilik resimlerden heykellere, kolajlardan desenlere kadar geniş bir yelpazede çalışan sanatçı, organik formlar, canlı renkler ve dinamik kompozisyonlarla tanınır. “Ufuk Çizgisinden Öteye” sergisi bağlamında eserlerini incelemişken, diğer çalışmalarına da göz atarak sanatçının zengin üretimini daha iyi anlayabiliriz. İşte Ömer Uluç’un dikkat çeken diğer eserlerinden bazıları ve genel özellikleri:
1. Resimler
- “Hortlaklar ve Köpekler” (2000’ler)
Ölçüleri 125×359 cm olan bu tuval üzerine yağlı boya eser, Uluç’un büyük ölçekli kompozisyonlara olan tutkusunu gösteriyor. Figüratif ve soyut unsurların birleşimiyle, insan ve hayvan formlarını ironik bir anlatımla harmanlıyor. Bu eser, sanatçının hareket ve enerjiyi yakalama çabasını yansıtan güçlü bir örnek. - “İkonlar” (1989)
1980’lerin sonlarında ürettiği bu seri, Uluç’un soyutlamaya yöneldiği dönemi temsil eder. Canlı renkler ve katmanlı yapısıyla dikkat çeken bu eserler, sanatçının geleneksel sanat anlayışını sorgulayan yaklaşımını ortaya koyar. - “Uzanmış Nü” (1987)
İnsan figürünü alışılmadık bir perspektifle işlediği bu çalışma, Uluç’un klasik nü kavramını modern bir yorumla ele aldığını gösteriyor. Organik formlar ve dinamik çizgiler, eserin öne çıkan özellikleri. - “Prenses” (2000’ler)
190x120x160 cm boyutlarıyla hem resim hem de heykel unsurlarını birleştiren bu eser, Uluç’un tuvalden üç boyutlu alana geçişini simgeliyor. Polyester ve akrilik gibi malzemelerle şekillenen bu çalışma, sanatçının malzeme deneylerini gözler önüne seriyor.
2. Heykeller
- Polyester ve Metal Heykeller
1990’lardan itibaren Uluç, tuvallerindeki figüratif soyutlamaları üç boyutlu formlara taşıdı. Hortumlar, lastikler ve endüstriyel malzemelerle yarattığı heykeller, hareketli ve kıvrımlı formlarıyla dikkat çeker. Bu eserler, sanatçının “varlıkların ayaklanıp konuşacak gibi olduğu” hissini yaratma isteğini yansıtır. - “Deniz Cinleri” (2000’ler)
Büyük ölçekli heykel çalışmalarından biri olan bu eser, Uluç’un seyahatlerinden ve farklı kültürlerden aldığı ilhamı gösteriyor. Organik formlar ve mitolojik unsurların birleşimi, sanatçının evrensel temalara olan ilgisini ortaya koyuyor.
3. Desenler ve Kolajlar
- Kemoterapi Dönemi Desenleri
Hayatının son yıllarında, akciğer kanseri tedavisi görürken bile üretmeye devam eden Uluç, sol eliyle çizdiği karakalem desenlerle dikkat çeker. Yağmur, mahlukat ve soyut formlar içeren bu eserler, sanatçının zorlu bir dönemde bile yaratıcılığını koruduğunu kanıtlar. - Kolaj Çalışmaları
Kâğıt üzerine mürekkep ve çeşitli malzemelerle yaptığı kolajlar, Uluç’un deneysel yanını sergiler. Bu eserler, genellikle küçük ölçekli olsa da, sanatçının renk ve dokuyla oynama tutkusunu yansıtır.
4. Öne Çıkan Temalar ve Tarz
- Malzeme Çeşitliliği: Kauçuk, keçe, alüminyum, PVC gibi endüstriyel malzemeleri sanatına dahil eden Uluç, geleneksel tuval resminin sınırlarını aşmıştır.
- Mizah ve İroni: Eserlerinde sıkça görülen keskin bir mizah anlayışı, insan, hayvan ve doğadışı varlıkları bir araya getiren “canlılar albümü” yaratır.
- Hareket ve Enerji: Uluç’un eserleri, statik olmaktan çok dinamizm ve devinimle doludur. Bu, hem tuvallerinde hem de heykellerinde belirgin bir özelliktir.
5. Önemli Sergiler ve Koleksiyonlar
Ömer Uluç’un eserleri, İstanbul Modern, Sabancı Müzesi ve Pera Müzesi gibi Türkiye’nin önde gelen müzelerinde sergilenmiştir. Ayrıca Paris, Berlin, New York ve São Paulo gibi şehirlerdeki bienaller ve kişisel sergilerle uluslararası koleksiyonlara da girmiştir. Örneğin:
- São Paulo Bienali (1969): Uluç’un uluslararası sanat sahnesine çıktığı ilk önemli etkinliklerden biri.
- Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi Sergileri (1997, 1999, 2003): Türkiye’deki sanatseverlerle buluştuğu önemli duraklardan.
- “Parçalanmanın Kimyası” (2009): Sanatçının son sergisi, ölüm ve yaşam üzerine derin bir sorgulamayı içerir.
Sonuç
Ömer Uluç’un diğer eserleri, onun sanatında yenilik arayışını, malzeme ve formla oynama cesaretini ve evrensel temalara duyduğu ilgiyi gösteriyor. “Ufuk Çizgisinden Öteye” sergisi, bu geniş üretimin yalnızca bir kesitini sunarken, sanatçının diğer çalışmaları da onun Türk ve dünya sanatındaki yerini pekiştiriyor.
21 Mart’ta başlayacak bu sergiyi ajandanıza not etmeyi unutmayın. Ömer Uluç’un ufuk çizgisini aşan dünyasına adım atmak için sabırsızlanıyoruz, ya siz?